Eğitim bilimci Salih Sarpten, öğrencinin okula başörtüsüyle gönderilmesi ve sonrasında yaşananlarla ilgili sosyal medyadan açıklama yaptı. Sarpten, “Aklım almıyor. Böyle bir siyasi anlayışın bizi yönetmesinden büyük kaygı duyuyorum” ifadelerini kullandı.
Sarpten, eğitimi yalnızca okula girmekten ibaret gören yaklaşımı “hastalıklı bir düşünce” olarak tanımlarken, bir çocuğun ötekileştirilerek ve özellikle polis eşliğinde okula sokulmasının, en hafif ifadeyle “çocuk istismarı” olduğunu söyledi.
Sarpten açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Sanırım bundan sonraki öneriler; aynı çocuğun polis eşliğinde ders yapması, polis eşliğinde kantinden alışveriş yapmasına, polis eşliğinde teneffüste oyun oynaması olacak. Zaten eğitimi, pedagojiyi, Çocuk Haklarını hatta Anayasa’yı anlayamamış bir zihniyetten ancak böyle bir öneri çıkabilirdi. Üstelik yine ve yeniden toplumu germe, ayrıştırma, parçalama pahasına.”
Zorunlu eğitimin Anayasal bir hak olduğunu vurgulayan Sarpten, Anayasa’nın aynı zamanda eğitimin laik ve bilimsel olması gerektiğini de açıkça belirttiğini, devletin laik niteliğinin birinci maddede tanımlandığını hatırlattı.
Sarpten sözlerine şöyle devam etti:
“Okullar öğrencilerin yaşama alanlarıdır ve öğrenciler okullarını mutluluk ve heyecan veren bir yer olarak görmek isterler. Sınıfa girdiklerinde arkadaşlarının inançlarını kıyafetlerle afişe edilmesini istemezler. Öğrenciler kutuplaşmak, ayrışmak, cepheleşmek istemezler. Okula girerken de okuldayken de okuldan çıkarken de hep bir arada olmak isterler.”
Okul kıyafetinin öğrencilere aidiyet duygusu kazandırdığını belirten Sarpten, “Herkesin aynı giyindiği bir ortamda kimin ne giydiğinin, nereden geldiğinin, inancının ne olduğunun önemi olmaz” dedi.
Kamu okullarının yalnızca Milli Eğitim Bakanlığı’na ait olmadığını vurgulayan Sarpten, bu okulların öğrencilere, öğretmenlere, topluma ve gelecek nesillere ait olduğunu belirtti. Okullara yönelik her türlü uygulamada bu unsurların katılımının zorunlu olduğunu ifade etti.
Açıklamasının sonunda Sarpten şu çağrıyı yaptı:
“Bir kez olsun doğruyu yapın. Çocuklardan yana taraf olun. Siyasi kaygılarınızı değil, eğitim bilimini, Çocuk Haklarını ve pedagojiyi dikkate alın.”